Çıkış / Exit

İşleminiz Yapılıyor.
 
 
 
 
 
 
 
 
English

Cemaleddin Aksaray-i, Murat Hüdavendigar döneminde yetişmiş; hadis, tefsir, fıkıh, ahlak, edebiyat ve tıp dallarında eserler vermiş, Aksaray-i nisbesinden dolayı Aksaraylı olarak kabul edilen ancak Tebriz-i nisbesinden dolayı da Tebriz’de doğmuş olabileceği varsayılan alim bir insandır. İlk tahsilini Aksaray’da tamamlamış, Amasya’da devam etmiş ve Amasya Kadılığı ve Kazaskerliği yapmış, oradan Konya kadılığına atanmış, buradan da Aksaray Zincirli medresesine atanarak önemli derecelerde talebeler yetiştirmiştir.

 Eserlerini devrin geleneğine uyarak Arapça yazmış, bazı eserlerini ise Farsça ve Türkçe olarak yazmıştır. Fahreddin Razi ekolünün Anadolu’ya taşıyıcısı ve en önemli müessislerinden olan Cemaleddin Aksaray-i, Osmanlı Devletine kendi sülalesi ile birlikte, pek çok ilim ve devlet adamı yetiştirecek bir kadronun ilk simasıdır.

 Katip Çelebi, Cemaleddin-i Tebrizi-Aksray-i’nin 740 senesinde 26 yaşında olduğunu söylemektedir. Buna göre Cemaleddin-i Aksarayi’nin 714/1313-14 senesinde doğduğunu söyleyebiliriz. Bu kayıt Cemaleddin-i Aksarayi’nin Tebriz’den Aksaray’a geldiği fikrini, yani Tebriz’li olabileceğini de ifade etmektedir. Kaynaklar Alaeddin Esved (Ö.800/1397)’in İran’da yüksek tahsil yaptığında hemfikirdirler. Bursalı, Esved’in Cemaleddin Aksaray-i’den yararlandığını söylemektedir. Bu da Aksaray-i’nin Tebriz’den geldiği fikrini vermektedir. Ancak Aksaray-i’nin Anadolu’da Tebrizi nisbesi ile kaydına ender rastlanır. Ancak, Aksaray-i nisbesi, onun Aksaray’lı olduğunu tesbite yeterli gelmektedir.

 Cemaleddin Aksaray-i’nin torunu Şeyh Muhiddin’in 887 /1482-83 tarihli vakfıyesine göre babaları ve dedeleri Aksray’ın fethinden beri oradadırlar.

 Cemaleddin Aksaray-i için belirtilen devir Zincirli medresesinin inşası, bir başka deyişle Karamanoğulları ile Eratna Beyliğinin hakimiyet yıllarıdır. Bu devir İ.Hakkı Konyalı’nın verdiği kayda göre ailenin ikinci dönemidir. Birinci dönemle ilgili fazla bilgi yoktur. Diğer bir tarih ise, Aksaray’la ilgili olarak Vaiz Muhammed’in evinin vakfedilmesi ile ilgili tarihtir. Vakfiye de bu tarih 667/1267’dir*38. 657/1258’de Aksaray kadılığında Tebriz’li Mehmedin olması bu tarihlerde gelişi desteklemektedir. Ancak bu yıllar Aksaray’ın ilk fetih yılları değil çok sonrasıdır.

 Bazı yazarlar aileyi Arap kökenine bağlamış olsalar bile Türk Dünyasını irşad etmiş, onunla bütünleşmiş, Selçuklu ve Osmanlı Devletlerine hayati katkılarda bulunmuş adeta Türk dostu bir ailedir. Hatta Arap bile olmasa ailenin en yukarıdaki bireyi, Kur-an ilimlerindeki muhabbetlerine irşad kabiliyetlerine ve manevi işarilerine bakıldığında; muhtemelen Peygamber (SAV) efendimizin dünyanın değişik yerlerine görevlendirdiği yüz altmış dört sahabeden birisinin torunlarından olduğuna hükmedilebilir.

 Anlaşılan o ki, Cemaleddin Aksaray-i’nin çocukluğu da Tebriz’ de geçmiş; buradan Anadolu’ya geçerek Aksaray’da yerleşmişlerdir. Aile Cemali, Ailesi ve Cemali-Zadeler olarak nam almış olup,  Cemaleddin Aksaray-i yıllarca Aksaray’ da eğitim-öğretimle meşgul olmuş(Zinciriye Medresesi), kendisine verilen görevler nedeniyle değişik vilayetlerde bulunmuş ancak sonunda yine Aksaray’ı ahiret yurdu olarak seçmiştir.

 Cemaleddin Aksaray-i ağırbaşlı, fazilet sahibi, dinin emirlerini yerine getirmede titiz davranan, hayır yapmayı seven ermiş bir kişidir.

ÖLÜMÜNDEN SONRA BİLE TALEBE YETİŞTİRDİ

Cemâleddîn-i Aksarâyî'nin defnedilmesinden sonra dersleri yarım kalan talebeleri birlikte toplanıp kabrinin başına gittiler. Saygı ve hürmetle ziyaret edip rûhuna Kur'ân-ı Kerîm’den sûreler okudular. Devâm ederek; "Hocam! Hocam! Biz geldik." dediler. Fakat Cemâleddîn-i Aksarâyî hazretlerinden ses gelmedi. İkinci ve üçüncü gün aynı durum oldu. Dördüncü gün kabrin başına geldiklerinde rûhâniyeti tecessüm edip; "Geldiniz mi yavrularım. Haydi dersimizi okuyalım." buyurdu. Yarım kalan derslerini tamamlayıp ayrılacakları zaman talebeleri; "Hocam biz üç gündür kabrinizin başına geldik, toplanıp sizden cevap bekledik ama bir türlü cevap alamadık. Sebebi neydi?" diye sordular. Cemâleddîn Aksarâyî Hazretleri cevâben buyurdu ki: ,"Evlatlarım! Defnedildiğim kabrin yanından bir mümin geçiyordu. Kabristana karşı dönüp bir Fâtiha ve üç İhlâs-ı Şerîf okudu. Burada yatan müminlerin rûhlarına bağışladı. O sevaptan nasîbimizi alabilmek için biz de sıraya girdik. Üç günde bana ancak sıra gelebildi. Onun için geç kaldım. Özür dilerim."

Devam ederek buyurdu ki: "Efendim! Tâbiînden Hasan-ı Basrî Hazretleri bir gün dergâhta otururken ihtiyar bir kadın geldi. "Efendi hazretleri, benim bir kızım vardı öldü. Hasretine dayanamıyorum. Bana bir duâ öğret de rüyâmda görüp hasretimi gidereyim." dedi. Hasan-ı Basrî Hazretleri gerekeni yaptıktan sonra kadın gitti. Fakat ertesi gün gözleri kan çanağı gibi olduğu hâlde ağlayarak tekrar dergâha geldi. Hasan-ı Basrî hazretleri kadına; "Niçin ağlıyorsun?" diye sorunca kadın; "Kızımı rüyâda gördüm, ama üzerine katrandan bir elbise giydirmişler cayır cayır yanıyor." dedi. Hasan-ı Basrî Hazretleri ve yanında bulunanlar kendi sonlarının nasıl olacağını düşünerek ağlaştılar.
 

Somuncu Baba

Osmanlı Devletinin kuruluş yıllarında Anadolu'da yetişen âlim ve velîlerin büyüklerinden. 'Somuncu Baba' lakabıyla tanınıp meşhûr oldu. 1349 (H.750) senesinde Kayseri'de doğdu. İsmi Hâmid, babasının ismi Şemseddîn Mûsâ'dır. İlk tahsîlini babasından aldı. Babasının vefâtından sonra Şam'a giderek, Hankâh-ı Bâyezîdiyye'de ilim öğrendi. ...

Yunus Emre

Milletimizin değer verdiği şahısları gönüllerinde yaşatırken, onlara sahip çıkıp kendi beldelerinde olduğunu ileri sürmeleri de gayet tabiidir. Yunus'un on yerde mezarının ya da makamının olması da bu yüzdendir. Yunus'a izafe edilen mezar, bugün Aksaray İli, Ortaköy ilçesinin Reşadiye köyündedir. (Yrd. Doç. Dr. Doğan KAYA) Bayazıd Devlet Kütüphanesi'nde bulunan bir mecmuada geçen bilgilere göre Yunus...

Tapduk Emre

Taptuk Emre, Horasanlıdır. Moğol istilaları döneminde Anadolu'ya gelmiştir. 1210-1215 yılları arasında doğduğu sanılmaktadır. Hacı Bektaş-ı Veli'nin halefidir. Söylenceye göre Hacı Bektaş-ı Veli, Yunus Emre'yi yetiştirme işini Taptuk Emre'ye bırakır. Taptuk Emre dergâhına kırk yıl odun taşıyan derviş Yunus; bu dergâhın yetiştirdiği en büyük ozan olarak karşımıza çıkmaktadır. Türkiye'de...

Cemaleddin Aksaray-i

Cemaleddin Aksaray-i, Murat Hüdavendigar döneminde yetişmiş; hadis, tefsir, fıkıh, ahlak, edebiyat ve tıp dallarında eserler vermiş, Aksaray-i nisbesinden dolayı Aksaraylı olarak kabul edilen ancak Tebriz-i nisbesinden dolayı da Tebriz'de doğmuş olabileceği varsayılan alim bir insandır. İlk tahsilini Aksaray'da tamamlamış, Amasya'da devam etmiş ve Amasya Kadılığı ve Kazaskerliği yapmış, oradan Konya...

Zenbilli Ali Efendi

Zenbilli Ali Efendi, Piri Mehmed Paşa'nın dedesi Mahmut Çelebi'nin amcası Ahmet Çelebi'nin oğludur. Cemaleddin Aksaray-i'nin ikinci batından evladı olup doğum tarihi hakkında kesin bir tarih bulunmamaktadır. Ali Cemali efendi daha eğitimin başındayken hukuk tahsiline önem verdiği, fıkıh ve usul-i fıkıhla ilgili Muhtasar-ı Kuduri ile Manzume-i Nesefi'i ezberlemesinden anlaşılmak tadır. Karaman'dan...
erotik diyet sitesi